Ponzi sistemi, insanları yüksek kâr getiren bir üretim varmış gibi yatırım yapmaya davet eden bir dolandırıcılık türüdür. Halk arasında “saadet zinciri” olarak da bilinen bu dolandırıcılık türünün tarihi oldukça eskiye dayanmaktadır. İsmini 1920’lerde bu dolandırıcılığın en meşhur örneklerinden birini gerçekleştiren Charles Ponzi’den almıştır.

Ponzi sisteminin en büyük göstergelerinden biri; piyasada mümkün olmayan seviyelerde vaat edilen yüksek getirilerdir. Bu sistemin kurucuları, aslında arkasında ne gerçek bir iş ne de bir kâr üretimi olan bir yatırım aracına çeşitli tanıtım ve ikna faaliyetleriyle insanları yatırım yapmaya çağırırlar. İlk başta gerçekten de yatırımcılar yüksek düzeylerde kâr elde edebilirler ancak unutulmamalıdır ki bu getirilerin hepsi sonradan gelen yatırımcıların getirdikleri paraların ilk yatırımcılara ödenmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Ancak yatırımcılar genellikle bunu hemen fark edemez ve hem daha fazla getiri elde etme hayaliyle daha fazla para yatırırlar hem de çevrelerindeki herkesi buna dahil etmek isterler.

Ponzi sistemini yürüten kişiler bir taraftan gelen yatırımlardan paylarını alarak haksız yere kâr elde ederken bir taraftan de sanki meşru bir yatırım aracı yönetiyormuş gibi operasyonlar sürdürürler. Ancak bunları sorguladığınızda da genelde temeli olmayan, belirsiz ve gizli stratejilerle karşılaşırsınız. İkna ve güven yoluyla sisteme ekledikleri yatırımcılar ise çok fazla kâr elde ettikleri için bir anlamda bu Ponzi sisteminin elçisi gibi davranırlar ve bu da sisteme daha fazla mağdurun eklenmesine yol açar.

Ponzi sistemleri doğaları gereği çökmeye mahkûmdur. Bu dolandırıcılığın ortaya çıkması birkaç yolla mümkün olabilir. Birincisi yasal merciler yaptıkları denetimler sonucunda burada bir dolandırıcılık faaliyeti olduğuna kanaat getirirler ve ilgili sistemi işleten yasal ve yasal olmayan tüm operasyonlarla ilgili işlem başlatırlar. İkincisi dolandırıcılığı yürüten kişiler artık yeteri kadar kâr elde ettiklerini düşünürler ve elde ettikleri kârla birlikte ortadan kaybolurlar. Üçüncüsü de artık sistemi besleyecek kadar yeni yatırımcı sisteme dahil olmadığı zaman sistemin çökmesidir. Bu gibi durumlarda yatırımcılar yatırdıkları parayı geri isterler ancak genelde bir muhattap bulamazlar.

Buna benzer, size yüksek kâr vaadinde bulunan ve sorguladığınızda arkasında bir üretim veya saygın bir işletme bulamadığınız sistemlere şüpheyle yaklaşmakta fayda vardır. Çünkü eğer size gerçek olamayacak kadar iyi teklifler sunan bir sistem varsa o sistem çok büyük ihtimalle gerçek değildir.

Kaynak: https://finansalokuryazarlik.gov.tr/

Bu içerik, konkordato ilanları, konkordato talep eden firmalar, konkordato sürecindeki şirketler ve güncel konkordato kararlarını takip etmek isteyen kullanıcılar için hazırlanmıştır. Konkordatotakip.com üzerinden Türkiye genelindeki geçici mühlet kararları, kesin mühlet kararları, tasdik ve ret kararları, konkordatodan iflas kararları ve diğer konkordato süreçleri düzenli olarak takip edilebilmektedir.