DEVLET İÇ BORÇLANMA SENETLERİ
Bireylerin veya şirketlerin olduğu gibi devletlerin de gelir, giderleri ve bütçeleri vardır. Devlet vatandaşlarına sağlayacağı hizmetleri vergi ve diğer gelirleriyle karşılar, ancak giderlerin gelirleri aşması durumunda oluşan farkı borçlanarak finanse eder. Devlet tarafından yurtiçinde yapılan borçlanmalar devlet iç borçlanma senetlerinin, diğer adıyla DİBS’lerin tasarruf sahiplerine satılması yoluyla yapılır. Tasarruf sahiplerinin beklentisi ise, devlete verdiği borcun karşılığında getiri elde etmektir. DİBS’ler Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu olarak ikiye ayrılır. Vadesi bir yıldan kısa olanlar hazine bonosu, vadesi bir yıldan uzun olanlar ise devlet tahvili adını almaktadır.
Yatırımcılar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan ihalelere katılarak DİBS satın alabileceği gibi bankaların portföylerinde bulunan DİBS’lerin doğrudan bankadan satın alınması ya da Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda işlem gören DİBS’lerin banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla satın alınması da mümkündür.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihraç ettiği DİBS’ler, devletin borcu olduğundan anapara ve faizi ile beraber zamanında ödenir ve temerrüt riski bulunmaz. Bununla beraber, DİBS’lerin vadesi gelmeden nakte dönüştürülmek istendiğinde bu ancak ikincil piyasada yapılabilmekte, vadesinden önce anaparası veya faizi devletten istenememektedir. İkincil piyasada oluşan fiyatlar ise piyasa faiz oranı ve vadeye kalan sürenin değişmesi nedeniyle sürekli değişebilmektedir.
DİBS’lerin vadesi 3 ay ile 10 yıl arasında değişmektedir; döviz ve Türk Lirası üzerinden ihraç edilebilirler ve devlet tarafından DİBS sahiplerine sabit getiri sunulabildiği gibi değişken getiri de sunulabilmektedir.
Değişken getirili senetlerde önceden belirlenmiş piyasa verileri referans alınarak getiri sunulur. Örneğin, Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı, Tüketici Fiyat Endeksi referans alınabildiği gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan sonraki tarihli ihalelerde oluşan faiz oranları da referans alınabilmektedir. Temerrüt riskinin olmaması ve sunulan getirilerin güncel piyasadaki verilerle uyumlu olması nedeniyle değişken getirili devlet tahvili en düşük riskli yatırım araçları arasında sayılabilir.
Sabit getirili senetlerde ise senet sahibine devlet tarafından belirli tarihlerde ve belirli tutarlarda ödeme yapılacağı taahhüt edilmektedir. Hazine bonoları ve vadesi 500 günün altında olan tahviller kuponsuz, vadesi 500 günün üstünde olan tahviller kuponlu olarak ihraç edilmektedir. Kuponlu olarak ihraç edilen senetlerde devlet tarafından belli dönemlerde faiz ödemesi yapılır ve vade sonunda anapara ödenir. Kuponsuzlarda ise yatırımcı seneti iskontolu olarak satın alır ve senetin nominal değeri ile iskontolu değer arasındaki tutar yatırımcının vade sonundaki faiz gelirini gösterir.Kuponlu olarak ihraç edilen DİBS’lerin belli dönemlerde kupon (faiz) ödemeleri mevcuttur. Kuponsuz senetlerde ise yatırımcı, senedin net değerini (iskontolu değeri) öder. Yatırımcının kazandığı faiz, senedin nominal değeri (par value) ile iskontolu değeri arasındaki fark olup anapara ve faiz ödemesi tek seferde vade tarihinde yapılmaktadır. Örneğin yatırımcı 100 TL nominal değerli, 22 ay vadeli bir Hazine Bonosunu 90 TL’ye (iskontolu değeri) satın alıyorsa, yatırımcının vade sonundaki faiz geliri (100 TL – 90TL) 10 TL dir.
Sabit getirili senetlerde, devlet tarafından tahvil sahibine yapılacak ödemeler sabit olduğu için ihraç tarihinde sunulan faiz piyasada sonradan oluşan faizle uyumlu olmayabilir, bu da tahvilin fiyatının değişmesine sebep olabilir. Vade sonuna gelmeden elindeki seneti satmak isteyen yatırımcı piyasadaki faiz oranlarına göre kar veya zarar edebilmektedir. Ayrıca, diğer herşey sabitken, vadeye kalan gün sayısı azaldıkça tahvilin fiyatı vade sonunda yatırımcıya yapılacak ödeme tutarına yaklaşmaktadır.
Örneğin piyasa faiz oranı %10 iken, 1 yıl vadeli kuponsuz senet ihraç edildiğinde tahvilin fiyatı şu şekilde belirlenir. Bir yılın sonunda eline nominal değer yani 100 TL geçecek olan yatırımcının bu sürede %10 getiri sağlaması gerekeceği için, 100 TL, 1+%10 ile yani 1,10 ile iskonto edilir. Bu durumda tahvilin fiyatı ihraç tarihinde yaklaşık 91 TL olur. Böylece yatırımcı vade sonunda 9 TL yani %10 oranında getiri sağlamış olacaktır. Vade boyunca piyasada faiz oranlarında değişiklik olmadığı varsayımında, bu tahvilin ikincil piyasadaki fiyatının gün geçtikçe 100 TL’ye yaklaşması ve vade sonunda 100 TL’ye eşit olması beklenir. Bu durumda, vadeden önce satılsa bile faiz oranıyla uyumlu bir şekilde getiri sağlanmış olur. Ancak piyasadaki faiz oranları sürekli değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin, yatırımcı senedi aldıktan hemen sonra piyasadaki faizler %15’e çıkabilir. Bu durumda benzer borçlanma araçlarına sahip olmak isteyen yatırımcılar artık %10 yerine %15 oranında getiri sağlamak ister ve bu nedenle bir yıl sonra 100 TL getirecek olan bir senet için 91 TL ödemek istemezler. Yatırımcılar seneti artık 1,10 yerine 1,15 oranıyla iskonto edeceği için 87 TL değer biçecek ve senet değer kaybedecektir. Benzer şekilde piyasada faiz oranlarının %5’e inmesi durumunda yatırımcılar 100 TL’yi 1,05 ile iskonto edecek, bu da tahvil fiyatının 95 TL’ye çıkmasına sebep olacaktır.
DİBS’lere yatırım yapılmadan önce, yatırım yapılan paraya ne kadar süre ihtiyaç duyulmayacağının belirlenmesi önemlidir, çünkü vadesi gelmeden satılmak istendiğinde anaparanın bir kısmının kaybedilmesi riskiyle karşılaşılabilmektedir. DİBS’lerin vadesi yükseldikçe DİBS’leri elinde tutanların maruz kalacağı risk seviyesi de artmaktadır.
Bu içerik, konkordato ilanları, konkordato talep eden firmalar, konkordato sürecindeki şirketler ve güncel konkordato kararlarını takip etmek isteyen kullanıcılar için hazırlanmıştır. Konkordatotakip.com üzerinden Türkiye genelindeki geçici mühlet kararları, kesin mühlet kararları, tasdik ve ret kararları, konkordatodan iflas kararları ve diğer konkordato süreçleri düzenli olarak takip edilebilmektedir.


